![]()
2009 senesinin ortalarından itibaren beklenen bir projeydi: Alice in Wonderland. Nasıl beklenen bir proje olmasın ki; kameranın arkasında Tim Burton, sahnede ise Johnyy Depp ve Helena Bonham Carter varken boşboş dursalar bile izlemenmeye değer bir eser zaten ortaya çıkar.
Zengin insanlar hayata 1-0 önden başlar derler ya, külliyen yalan. Hayata gerçekten 1-0 önce başlayan birileri varsa onlarda kesinlikle böcekler. Hayvalar daha doğrusu bu böcek denen haşeratlar resmen hayata, dünyayı ele geçirmek için donatılarak gelmişler. Evrim diye birşey varsa şayet kesinlikle bu evrimin son basamağı biz değiliz onlar.
İnsan yönünü kaybettiğinde yönünü bulmak için pek çok farklı doğal pusula kullanabilir; yıldızlar, hayvan yuvaları yada ağaç mantarları. Bu yöntemlerin dışında birde vücut pusulası vardır ve bu sistem -vücut saati gibi - pek açıklanamayan fakat olduğu bilinen bir sistemdir.
Mızrak Kahramanlarından Tasslehoff Burrfoot bu konuya çarpıcı bir açıklama getirmektedir.
“Vücut pusulasının temelinde yatan teori şöyledir: Vücudun pek çok farklı elementten oluştuğu bir gerçektir ve bunların arasında demir de vardır. Vücudumuzda demir olduğunu kanımızdaki demirin tadını aldığımızdan dolayı bilmekteyiz. Bu gerçekle şu mantıki sonucu doğurur ki, kanımızdaki demir oranı da tıpkı pusuladaki demir iğnenin çekildiği gibi kuzeye doğru çekilecektir. (Hatta kenderler o kadar öteye gitmiştir ki; eğer kanımızın başıboş dolaşmasına izin verirsek bizim yani hepimizin dünyanın kuzey ucunda toplanacağımızı iddia etmektedirler. Kanımızla sürekli olarak bir savaş halindeyizdir, aksi taktirde hepimiz dünyanın en tepesinde toplanır ve bu sebeple onun baş aşağı dönmesine sebep oluruz.)
Vücut pusulasının işe yaraması için, etraftaki şeyleri birbirine karıştırmamak amacıyla gözlerinizi kapamalı, işaret parmağıyla işaret ederek sağ kolunuzu ileri doğru uzatmalı sonra sola doğru üç kez dönmeniz gereklidir. Durup gözlerinizi açtığınızda, kendinizi kuzeye bakar bir halde bulursunuz.”
Not: Bu tekniği kullanan kenderler, neredeyse hiçbir zaman gidecekleri yere varamazlar, ama size varmaları gereken yere vardıklarını söylerler.
Yazının Devamını oku… »

İTÜ’nün yıllardır büyük bir eziyetidir ders seçim haftası. Günler önceden programlar hazırlanır, hocalar belirlenir, alınacak dersler vs. vs. ama bunların hepsi sistemin açıldığı ilk dakikada sisteme girmek yada girememektir aslında. Hazırladığınız tüm program o ilk dakikada sizi kral da yapabilir, bütün bir hafta bilgisayarın başından kalkmadan kontenjan bekliyeceğiniz bir zombi de. Sonuç olarak Sayın İTÜ Senatosu bu konuda kafa yormuş ve öğrencilerin derslerini kafalarına göre, istedikleri şekilde seçmelerinden azıcık rahatsız olmuş; ayrıca akreditasyon nedeniyle belirli kıstaslarda standart yakalaması da gerektiğinden de olsa gerek Danışmanlı Ders Seçimi denen sistemi üretmişler. Yazının Devamını oku… »
Fotoğraf üzerinde de belirtildiği gibi 2006 senesinden, tam 4 yıl öncesinden. Şiddetli kar yağışı sonrasında ilk ve orta dereceli okulların yanında, pek çok üniversitede tatil edilmiş. Fakat İTÜ tatil ilan etmediği gibi, işini şansada bırakmak istemeyerek bu meşhur yazıyı yayınlamış: “İTÜ tatil değildir.“ 2006 dan bu yana 4 yıl geçmiş ve pek çok kar yağışı olmuş olmasına rağmen İTÜ hiçbir zaman tatil yapmadı. Resmi tatil olmasa bile illegal olarak tatil oldu tabi ki de. Hocalar okula gelemeyince mecburi tatil. Tabi İTÜ zihniyetini çözmek lazım öncelikle bu mantığı anlamak için; İTÜ tatil zihniyeti şöyledir: 1 Mayıs’ın resmi tatil ilan edilmesinden önce İTÜ sadece Taşkışla ve Gümüşsuyu’nu tatil yapıyordu çünkü buralara ulaşım meydan kapalı olduğu için imkansızdı, diğer fakültelerde ise ders var. Otobüs hattını kullanan öğrenciler için hayati bir kesişim noktası vazifesi göre Taksim meydanı kapalıyken, öğrencilerine hocalarınız gelebiliyor sizde gelin diyebilen bir zihniyet işte.
Bu konuya nereden geldiğimin ise hikayesi daha da ilginç; önceki günlerde yağan aşırı kar yağışları nedeniyle İstanbul il sınırları içinde bulunun ve halen açık konumda olan ( ki açık olan üniversitelerin hepsi final haftalarında) üniversitelerin pek çoğu finalleri ileriki bir tarihe ertelemek kaydıyla 1-2 günlük tatil ilan etmiş. Şansa bakın ki bu isimler arasında yine İTÜ yoktu. Neden mi? Çünkü okulun tatil edilmesine yetecek kadar kar yağmış olmasına rağmen, bu sefer de İTÜ finalleri çoktan bitirip okulu kapatmış olduğu için ekstra tatil yapılmamış oldu.
Darısı önümüzdeki kışlara.
Yağmurlu bir İstanbul sabahına uyandım, dün. Aslında sabahına uyanmış sayılamam pek, aynı güne 2 sınav koyma başarısını göstermiş olan İTÜ sınav kurulu sayesinde, günün yeni bittiği saatlerde uyandım. Sabaha kadar ders çalışarak ayakta kalınca da gündüzüm oldu gecem, ama gecem olamadı gündüzüm, çünkü gündüz 2 sıanva girip çıktığımda çoktan güneş kaybolmuştu 7 tepenin ardına. Zaten güneşlide değildi ki gün, yağmurlu, öyle sağanak değil hafif rüzgarla beraber hafif hafif yağan cinsinden. İşte böyle birgünde dışarı attım adımımı okuluma doğru düştüm yollara.
Elfen Lied, Almanca’da Elf Şarkısı manasına gelir. Lynn Okomato taradından oluşturulmaya başlanan ve haftalık bir dergide yayınlanan Elfen Lied, toplamda 20 cilt ve 104 bölümden oluşan bir mangadır. Fakat daha manga bitmeden çizgi dünyaya aktarılan Elfen Lied 12 bölüm +1 ova şeklinde yayınlandı. Bu sebeplede manganın anime versiyonu pek çok kişi tarafından eleştiri oklarının hedefi olmaktadır, manga bitmeden yayınlanmaya başladığı için hikayenin özü aynı olsada ilerleyiş biçimleri farklılık göstermektedir. Çok güzel özgün bir kurguya sahip ve güzel bir çizimle anlatılmış olmasının yanı sıra 20dk civarı olan bölümleri insanı sıkmıyor. Zaten 13 bölümden oluştuğu için de, boş birgünde sabahtan akşama kadar oturulup izlenerek renkli bir gün geçirilebilecektir.
Lostun 6. sezonunun başlamasına 1 aydan kısa bir süre kaldı. Peki 5 Sezon boyunca neler izledik neler oldu?
5 Sezonun genel hatlarını anlatan ve hikayeyi hatırlatan 8 dakikalık bir video.
Dikkat: Ciddi oranda spoiler içermektedir, eğer 5. sezonun sonuna kadar izlemediyseniz, bu videoyu izlemeniz tavsiye edilmez.
Siz öyle zannedin; kadınların bizimle ilgilendikleri yok, maksatları birbirini yenmek…

